Lade Inhalt...

Tutsak Güneş’in Distopik Romanlarda Kadının Rolü Bağlamında Analizi

Hausarbeit 2018 13 Seiten

Literaturwissenschaft - Allgemeines

Leseprobe

içindekiler

1 Giriş

2 Distopya
2.1 Kavram Tanımı
2.2 Feminizm
2.3 Türk Edebiyatında Distopya

3 Tutsak Güneş
3.1 Distopya Bağlamında Tutsak Güneş
3.2 Karakterler
3.2.1 Karakterler Ağı
3.2.2 Prof. Yuna Otis
3.2.3 Samira Otis
3.2.4 Odelya
3.2.5 Dina Savon
3.3 Metinlerarasilik

4 Kadının Rolü

5 Sonuç

6 Kaynakça

1 Giriş "Uykularından uyandırmadığımız ne çok insan var."

Antoine de Saint-Exupéry (Kulin: 2015, 7)

Bu alıntı Ayşe Kul in׳ in "Tutsak Güneş" adlı romanının başı olmasıyla birlikte konusunu da her açıdan özetlemektedir.

Edebiyatta kadının rolü kapsamlı bir biçimde, erkek hegemonis¡ dışında farklı bakış açılarını sağlamak üzere, özellikle son yüzyılın edebiyatında edebi, cinseyet üzerine ve sosyokültürel araştırmalarda incelenen önemli bir unsur oluşturmaktadır. Çeşitli biçimlerde olayları derinleştiren rolleri yanı sıra özellikle distopya bağlamında genellikle kadının bir yandan değersizlliği diğer yandan ise her zaman ön planda olup üstelik olayların gelişimini etkin şekilde etkilemesi göze çarpmaktadır.

Ayşe Kulin 2015'te yayınladığı romanıyla Türk edebiyatına bir distopya örneği getirmiş bulunmaktadır. Bu çalışmada Tutsak Güneş örneği temel alınarak "Distopik romanlarda kadının rolü, etkisi ve işlevi nedir?" sorusuna cevap aranmaktadır. Çeşitli kadın karakterlerin betimlenmesi, olaylar süresinde geçirdikleri veya geçiremedikleri değişimlerinin incelenmesi, olay örgüsünü hangi biçimde etkilediklerini gösterecektir.

2 Distopya

2.1 Kavram Tanımı

Distopya, öncelerinde baskın olan ütopya kavramından sonra distopik roman altında yirminci yüzyılda ortaya çıkan, bilim kurgu ve/veya fantastik gibi edebi türlerinin alt türü olarak görülmektedir.

Distopya kavram tanımı üzerine birçok tartışmaların olmasına rağmen genel bir bakış açısıyla ya yanlış gitmiş olayların sonucunda ortaya çıkan ya da toplumun belli bir bölümünün çıkarları için var olan toplum anlamına gelmektedir (Gordin, vd., 2010: 13-14).

Yirminci yüzyılın ortalarında meydana gelen tarihsel olayların bireylerin, toplumların ve rejimlerin üzerindeki etkileri yazarlar tarafından çeşitli şekillerde edebiyata yansıtılmıştır. Konuların "ağırlıklı olarak umutsuzluk örneklemeleri içer[en] ve kurguların, genelde bireyin düşünmesinin engellendiği, içinde yaşadığı toplum ya da devlete bakışında hakikatin ve gerçeğin sorgulan[ması]" (Ağkaya, 2016: 31) üzerine yapılanmalar, distopik romanlarda göze çarpmaktadır.

Distopik romanların temel eleştirisi var olan rejimlerin toplumu baskı, özellikle din üzerinden sağlanan korku, beyin yıkama ve benzeri yöntemlerle kontrol altında tutmaları, bu totalitarizmin toplum tarafından ama olumlu algılanması ve kabuledilmesidir (a.y.: 44). Bu durumun kaynağı ise hemen hemen her distopik romanda olduğu gibi rejimin, bireylerinin düşünme ve sorgulama kabiliyetlerini çeşitli biçimlerde kontrol edip yasaklamasıdır. Bazı bireylerin bu bilinçaltı gerçekleşen, hayatın her alanındaki özgür kısıtlamalarını ve manipülsayonları farketmelerine rağmen, çoğunluğun desteklediği rejime karşı gelmeleri güçtür (a.e.: 32).

2.2 Feminizm

Türk Dil Kurumunun tanımladığı gibi feminizm "[tjoplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi" (Akalın, Şükrü Haluk vd., 2011: 859) anlamını taşımaktadır.

Hukuki ve sosyal eşitlik, bilim ve siyasette etkin rol alma ve benzeri kavramlar feminizm harektlerine yol açan nedenlerden sadece birkaçıdır. Bunların yanı sıra temeli oluşturan, kadının genellikle sistem ve toplum tarafından cinsiyet ve clnselleğlne İndirgenmesi ve bu konuda bile kendi vücudu hakkında söz sahibi olamamasıdır. Buradan yola çıkarak, distopik romanlarda totalitarizmde teknolojlkgellşlmln etkisi ve tehliklerinin ve doğa felaketlerinin yanı sıra kadının rolü önemli bir bölüm kapsamaktadır ( Ma Itry V.d., 2008: 78-79).

2.3 Türk Edebiyatında Distopya

Türk edebiyatına distopya kavramı yirminci yüzyılın ortalarında batı edebiyatında başlayan ütopyadan dlstopyaya geçiş süresinde hemen hemen eş zamanla girmiştir. Edebiyatta bunun somut bir kanıtı olmasa da, George Orwelľln "Bin Dokuz Yüz Seksen Dört" adlı romanının orijinalinin 1948'de yayınlanmış, 1958'de İse İlk kez Türkçeye çevrilmiş ve büyük İlgi duymuş olmasından dolayı, yukarıdaki kanıya varılabilir. Aynı şekilde Margaret Atwood'un "The Handmaid's Tale" 1985'de yayınlanırken, yedi sene sonra, yani 1992 yılında Türkçe çevirisi "Damızlık Kızın öyküsü" altında piyasaya sürülmüştür.

Yeril edebiyat distopya bağlamında İncelendiğinde bilinen sadece İki, üç romana rastlanılmaktadır. Bunlardan biri Bilge Karasu'nın "Gece" (1998) adlı eseri diğeri Zülfü Llvanell'nln "Son Ada" romanıdır.

2015 yılında yayınlanan "Tutsak Güneş", Ayşe Kulln'ln sayısız eserleri arasındaki İlk distopya bağlamında tanımlanabilecek eseridir. Karasu ve Llvanell'nln romanları yanında Tutsak Güneş güncel Türk edebiyatında distopya türü olarak tek örneklerden olmasına rağmen şimdiye kadar neredeyse hiçbir bilimsel makalenin konusu olamamıştır.

3 Tutsak Güneş

3.1 Distopya Bağlamında Tutsak Güneş

Tutsak Güneş güncel Türk edebiyatının postmodernizm akımına ayıt distopik, f ütü ristik ve aynı zamanda feminist bir kurgu romanıdır. Olay örgüsü boyunca okuyucu hükümet-muhalefet, yasaklar-özgürlük ve iç dünya-dış dünya özellikle de kadın-erkek çatışmalarıyla karşılaşmaktadır. Bu çatışmalar anlatım süresi boyunca ana karakter ve aynı zamanda kahraman karakter olan anlatıcı Yuna Otis tarafından dile getirilmektedirler. Onun bakış açısı dışında diğer karakterlerinkilere de yer verilmektedir. Bu dolaylı çoğul anlatım sayesinde, okura manipüle edilen insanların hayata bakış açılarını ve yaşam tarzlarını görüp anlama olanağı tanınmaktadır.

Tutsak Güneş'in içeriğini inceledilkten sonra, bölüm 2.1'de distopya kavram tanımının hemen hemen her unsuru bu romanda bulunmaktadır.

Olayın geçtiği yerin adı "Ramams Cumhuriyeti" olmasına karşın, yönetim sistemi salt kavramsal anlamda bile bir diktatörlüğün olduğunu göstermektedir; Baş Rama siyasetin, toplumun, hukukun ve dinin başındaki tek hükümdardır. Yönetimin, insanları Baş Rama tarafından belirlenmiş bir özlük sıralamasına göre sınıflandırıp toplumu alkol, ifade, düşünce, cinsellik ve benzeri yasaklarla kontrol etmektedir. Sadece yasalarla değil, aynı zamanda sürekli teknolojik aletler üzerinden bile herkes gözetim ve kontrol altına alınmış durumdadır. Yasaklara karşı gelmeye cesaret edenler ise sert cezalara çarptırılmaktadırlar. Ramams Cumhuriyeti'nde yaşayan kadınlar ikinci sınıf insanı olarak görülüp, birkaç istisna haricinde sadece anne ve eş rolünde, ayrıca sadece erkeğe, örneğin babaya, eşe, oğula bağlı olarak hayatlarını sürdürebilmektedirler.

3.2 Karakterler

Abbildung in dieser Leseprobe nicht enthalten

3.2.1 Karakterler Ağı

Abbildung in dieser Leseprobe nicht enthalten

Yaşadığı Ramams Cumhuriyeti'nde toplumun bir istisnayı bireylerinden birini temsil etmektedir. Kadınlar normal koşullarda zincirin son üyeleri olmaları, ayrıca evlenip boşanmış, beşten az çocuğu olan üstüne bir de çalışanlar bu toplumda hoş görülmemektedirler.

Yuna Otis'in oğlu Regan Otis'in doğumunda gerçekleşen bir komplikasyon nedeniyle alınan rahminden dolayı, yani tamamen sağlık nedenleriyle daha fazla çocuğunun olmaması gerekçelendirilmektedir. Doğurganlığını yitirmesinden dolayı kocası Zagor Savon kendisini boşayıp yeniden evlenmiştir. Böyle durumlarda yasal olarak dul kadınların yeniden evlenmelerinin ön görülmesine rağmen, Yuna Otis annesi Samira Otis'e, bunak olma bahanesiyle

[...]

Details

Seiten
13
Jahr
2018
ISBN (eBook)
9783668692220
ISBN (Buch)
9783668692237
Dateigröße
590 KB
Sprache
Türkisch
Katalognummer
v423898
Institution / Hochschule
Universität Duisburg-Essen – Turkistik
Note
1,3
Schlagworte
Tutsak Güneş Distopya Kadının Rolü Feminizm

Autor

Zurück

Titel: Tutsak Güneş’in Distopik Romanlarda Kadının Rolü Bağlamında Analizi